ibrahim’in düşü


sesimi duy isterdim


susmanın su kenarındayız bugün
ne kadar sevgiyle konuşsak -konuşuyoruz da-
korkuyoruz gözgöze gelince hilmi bey
korkuyoruz
Manastır’lı Hilmi bey’e ikinci mektub

Hıstorıc


Jason deCaires Taylor, yapay mercan resiflerindeki sualtı heykelleriyle tanınan bir heykeltıraş. İngiliz sanatçının sayısı 500’ü aşan eserleri, MUSA (Museo Subacuatico de Arte) adlı anıtsal bir müzeyle, Meksika’daki Cancun sahilinde suyun altında sergileniyor.. 

Kadınlar günü kutlu olsun

Kadınlar günü kutlu olsun


Ne olurdu , bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. Sana diyebilseydim ki durum çok ciddi, aklını başına topla. Ben iyi değilim, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. Bazı insanlar bazı şeyleri hayatlarıyla değil, ölümleriyle ortaya koymak durumundadır. Bu bir çeşit alın yazısıdır. Ben ölmek istemiyorum. Yaşamak ve herkesin burnundan getirmek istiyorum. Bu nedenle, mutlak bir yalnızlığa mahkum edildim.
Tehlikeli oyunlar


Umut dediğin, bir vazelin markasıdır
Joey starr

Hoş geldin kadınım benim, hoş geldin, yorulmuşsundur;
Nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını,
Ne gül suyum, ne gümüş leğenim var, susamışsındır;
Buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim, acıkmışsındır;
Beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam,
Memleket gibi yoksuldur odam.


Hoş geldin kadınım benim, hoş geldin,
Ayağını basdın odama,
Kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi,
Güldün, güller açıldı penceremin demirlerinde,
Ağladın, avuçlarıma döküldü inciler,
Gönlüm gibi zengin,
Hürriyet gibi aydınlık oldu odam.

Hoş geldin, kadınım benim, hoş geldin…

nazım hikmet ran

başlık yok

Ne kadar çok asfalt dökülse de yollara 
Bir kız kötü yola düşer mutlaka
Biri sevgilisini düşünür hayatın anlamı gibi 

Genelevde bir adam bir kadına
Tüm cevap şıkları biraz da kendisiyken
“Buraya nasıl düştün” diye sorar

Meşhur ve yabancı mağazaları 
Kapıcı kızları süpürür geceleri
Biri namusu kirlenmesin diye canını verir
Gece morg bekçisi bir güzel düzer onu
Böyle gelmiş böyle gider der biri
“Haadii leenn” der bir diğeri
Ama esas mekanizmaysa başka biri
Birinin hayal gücü zengindir ama hiçtir
Biri hayal kurmaya bile adam tutar zengindir

Biri zayıf alır matematik dersinden
Zayıf veren öğretmen ay sonunu hesaplar
Biri boş vakitlerinde su sporları yapar 
Birinin dolu vakitlerinde evini su basar
Kahvede televizyonda laleli yangını seyredilir
“Yazık ulan bu nataşalara daha gençlermişde 
Daha çok düzülürlermiş” der gülerek biri 

Biri tam otuz yıl sonra çıkar hapisten
Habire ev alır biri habire araba alır biri
Bir martı ölür kimseye gazeteye ilan vermez
Garsona asgari ücret kadar bahşiş verir biri
Biri haberlere konu çıksın diye intihar eder
Herkes benim gibi olsa dünya ne güzel olur der biri
Birinin doğum günüdür şimdi birinin düğünü 
Biri ölmek üzeredir biri hamile kalırken

Biri biri bile değildir tipten kaybeder o biri
Biri hayat pahalı der günde yüz kişi ölürken

Biri akşamdan kalmadır akşamın haberi yoktur
Biri sevgilisine mektup yazar kompozisyon gibi
Televizyona dalar biri yakar yemeği

Biri birine çarpar iki hayat değil de iki yumurta sanki
Trafiğe küfreder biri yolcunun bacaklarına bakarak

Altı milyar insanın boku nereye gidiyor der biri
Birinin taksidinin son günüdür onu düşünür

Biri bir kavgayı ayırayım derken boşu boşuna ölür

Eroin krizine girer biri çırpına çırpına yürür 

Biri köpeğini gezdirir biri bebeğini
Köpek losyon kokarken bok götürür bebeği

Biri memlekete sadece televizyonda üzülür
Yeter ulan memleket de biraz bana üzülsün der biri

Birinin bir dişi altındır kıçı gümüş kaplama 
Birinin teneke kadar değeri yoktur bit pazarında

Bir türlü anlam veremez dünyanın döndüğüne biri
Dünyayı döndüren enerji nerden gelir kim verir
Nerde kalacak bu millet nerde bu devlet der bir diğeri

Birinin evine hırsız girer birinin evine polis
Biri çöpten ekmek ararken çöplerden heykel yapar biri

Serçelerin nüfusu artıyor mu azalıyor mu
Fantom niye ormanda on kaplan gücündedir
Düzen mi düzülen mi asıl eşcinseldir
Ne olacaktır bu fenerin hali allah aşkına
Geyik sardıkça sarar kahvede çaylar tazelenir
Sur dibinde atlar kesilir kedilerden kokoreç yapılır

Hayat çok mantıklıdır insanlar güzeldir der biri
Dünyayı hayatı bu hale uzaylılar sokuyormuş gibi 
İnsan toprağa dönüşür topraktan çiçek biter
Biri birine verir o çiçeği sevişir hayat sürer
Biri ölürken biri dirilir biri ağlarken biri sevinir

Biri geç kalırken biri erken gelir birine

Biri severken biri ayrılır biri ah derken biri oh der
Adları değişik olsa da hep aynı gün yaşanır
Yoksulluk dünya da o kadar zengindir ki 
Açlık ingilizceden bile en birinci lisandır

Biri bunları yazar başı göğe mi erer
Biri bunları okur ya sever ya küfreder

 Aynı anda olur bunlar


laleli’de bir azize


beni yıkın artık günseli derdi; üstünüze çökmeden yıkın beni yerime cam mozaik cepheli bir apartman yaptırırsınız size iki daire on bin lira da para verirler çok beklemeyin sonra üstümden yol geçirirler belediyeden metelik alamazsınız(…)sağlığımda bir işe yaramadım hiç olmazsa enkazımdan bir şeyler kazanırsınız(…)iyi kötü taraflarımı ayıklayabilseydim belki içimde oturulabilirdi fakat masrafa değmez hangi tarafımı tamir ettireceksiniz yıkıp yeniden yapmak daha ucuza gelir. ‘
Oğuz atay